24 Nisan 2010 Cumartesi

Ben Kimim?


Tanıtayım mı önce biraz kendimi? Kelamı hor gören, bütün yanılsamalardan uzak, varlıklara derinlemesine bakan sizler, hemen öğrenmek istemezsiniz sanırım ismimi? Özlerin adlardan anlaşılabileceğini düşünebilirsiniz belki, Sineklerin Tanrısı sözgelimi, baştan çıkarıcı ve yalancı anlamında. Öyleyse kimim ben?

Bir parçasıyım o gücün, hep kötüyü isteyip iyiyi yaratan. Bu bilmecenin anlamı ne? Hep yadsıyan o ruhum ben! Hem de haklı olarak, çünkü oluşan her şey, yok olmayı hak eder; dolayısıyla daha iyi olurdu, hiçbir şey oluşmasa; kısacası kötülük, yani günah ve yokoluş dedikleriniz, benim asli unsurumdur.

Bir parçasıyım derken ve yine de bir bütün olarak buradayken, aslında alçakgönüllü bir gerçeği dile getirdim. İnsan, bu küçük budalalık dünyası, kendini bir bütün olarak görürken: Ben o cüzün cüzüyüm ki, başlangıçta her şeydi: O karanlığın bir cüzü ki kendi için ışığı doğuran; ve şimdi de bu kibirli ışık, anası olan gece göklerine, göz dikmekten vazgeçmiyorsa da, başarısız kalacaktır. Çünkü istediği kadar çabalasın, nesnelere yapışmıştır o. Işık nesneden yayılır, nesneyi güzelleştirir, nesnelerdir akışını durduran; dolayısıyla umarım uzun sürmez, Onun nesnelerle birlikte yok oluşu.

Diyeceksiniz ki; şimdi "yüce" görevini anladık; bütünlüğe dokunamadığın için küçük işlerle uğraşıyorsun! Bununla istediğimi başarmış sayılmam. Hiçliğe karşı koyan, yani 'şeylik', dünya yani, onu dize getiremedim; dalgalar, kasırga, deprem ve yangın, yapmadığım da kalmadı -sonunda deniz aynı deniz, kara ise aynı kara!- ve kahrolası insan ve hayvan dölü, onu hiçbir şey etkilemez. Bugüne kadar kaçını gömdüm! Hep yeni bir kuşak doğar, çıldırmak işten bile değil. Havadan, sudan ve topraktan binlerce tohum saçılır, kuruda, nemde, sıcakta ve soğukta olsun! Ve kendime alevi saklamasaydım, bana ait hiçbir şey kalmayacaktı.

Dediler; "demek ki sonsuzca devindirene, o sağaltan yaratıcı kudrete karşı, haince yumduğun donuk şeytan yumruğunu, boşuna sallıyorsun! Ey kaosun aykırı oğlu, başka bir uğraş edin!" Bir ara bunları derinlemesine tartışırız elbet.. ama şimdi tekrar soruyorum: Kimim ben?

Goethe'nin Faust'u üzerine..
Barış Safran