26 Şubat 2009 Perşembe

Çağanoz (Yengeç) Kanonu

Felsefe, psikoloji, karşılaştırmalı edebiyat, bilim tarihi ve felsefesi, bilgisayar bilimleri, müzik ve elbette matematik gibi pek çok alanda öncü araştırmalar yapan, Pulitzer ödüllü Douglas R. Hofstadter, Gödel, Escher, Bach : Bir Ebedi Gökçe Belik ya da özgün adıyla Gödel, Escher, Bach: an Eternal Golden Braid kitabı için şöyle der: "Gödel, Escher, Bach 'ben' ya da bilinçlilik sözcüğü çevresinde gezinir. Düşünmenin diplerinde bir yerdeki, güçlükle anladığımız örtük mekanizmalarla nasıl ortaya çıktığını ele alır. Yalnızca düşünmenin değil, benlik duygumuzun ve bilinçliliğimizin farkında oluşumuzun bizi diğer karmaşık şeylerden ayrı kıldığını vurgular.

Lewis Carroll’un İzinde Zihinlerde ve Makinelere Dair Metoforik Bir Füg” alt başlıklı kitabın I. Kısım, VII. Bölümü, “Önermeler Hesabı” irdelemesini ve “Çağanoz (Yengeç) Kanonu Diyaloğunu” içermektedir. Bölüm özeti aşağıdaki gibidir;

I.Kısım: GEB - VII.Bölüm: Önermeler Hesabı ve Çağanoz (Yengeç) Kanonu




VII.Bölüm: Önermeler Hesabı. “ve” gibi sözcüklerin biçimsel kurallarca nasıl yönetilebileceğini anlatır. Bir kez daha, eşbiçimlilik ve böyle bir dizge içinde simgelerin otomatik olarak anlam kazanması fikirleri ele alınır. Bu arada, bu bölümdeki bütün örnekler “Zenümceler”dir – Zen koanlarından alınmış tümceler. Bu, ciddi bir görünüm altında yapılan şakalar gibi, kasıtlı olarak böyle yapılmıştır. Çünkü Zen koanları kasıtlı olarak mantıkdışı olan öykülerdir.

Yengeç Kanonu. Müzikal Sunu’dan alınmış aynı adlı parça üstüne kurulmuş bir Diyalog. İkisinin de bu adı almalarının nedeni yengeçlerin (güya) geri geri yürümeleridir. Yengeç ilk kez bu Diyalogda görünür. Biçimsel hile ve düzey oyunu bakımından, belki de, kitaptaki en yoğun Diyalogdur. Bu kısacık Diyalogda Gödel, Escher ve Bach sıkı bir biçimde iç içe örülürler.

Not: Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük'te,
çağanoz: Çingene yengeci. Latincesi: Carcinus maenas, diye geçer. Hem Biyoloji Terimleri Sözlüğü'nde, hem de Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü'ndeki açıklamalar da aynıdır. Ancak benim burada "yengeç" yerine öncelikle "çağanoz" terimini tercih etmemin sebebi, Rumca'dan dilimize geçmiş olan bu kelimenin ikinci anlamıdır. Şöyleki;
çağanoz: (Rum.tsaganos) 1. Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı (bu aynı zamanda Güncel Türkçe Sözlük anlamıdır - Carcinus): Cümle içinde: “Görürsünüz ki dibe çökmüş beyazımsı kırıntılar üstünden küçücük çağanozlar...” -Ruşen Eşref Ünaydın, Hatıralar I, s.240.
çağanoz: 2. Boşta gezen, işsiz, güçsüz (Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü) anlamı var aynı zamanda. Bizim yengeç de biraz boşta gezen bir tip olduğu için (bakınız: "Ben öylesine sürtüyordum parkta" cümlesi) çağanoz teriminin daha anlamlı olacağını düşündüm (Barış Safran).



ÇAĞANOZ (YENGEÇ) KANONU

Akhileus ve Tosbağa bir gün parkta dolaşırken rastlaşırlar.

Tosbağa: İyi günler, A. Efendi.
Akhileus: Bilmukabele efendim, bilmukabele.
Tosbağa: Ne güzel oldu seninle rastlaştık böyle.
Akhileus: Alın benden de o kadar.
Tosbağa: Ne de güzel bir gün yürüyüş yapmak için. Sanıyorum eve doğru uzanacağım ben birazdan.
Akhileus: Sahi mi? Sağlık için yürüyüş gibisi yok zaten.
Tosbağa: Eh, seni de pek iyi gördüm bu günlerde.
Akhileus: Çok sağolun azizim. Sayenizde bu günleri görüyorum.
Tosbağa: Aman efendim, ne münasebet! Bir puro almaz mısın?
Akhileus: Siz de az zevksiz değilsiniz mirim. Bunların Hollanda’dan gelenleri pek tatsız oluyorlar diye düşünüyorum, siz ne dersiniz?
Tosbağa: Bak burada sana hak veremeyeceğim maalesef. Zevk dedin de, geçen gün nihayet en sevdiğin ressam M. C. Escher’in Çağanoz Kanonu’nu bir galeride gördüm; tek bir konunun hem geriye, hem de ileriye doğru kendi kendisiyle karışmasındaki güzelliği ve zekayı pek takdir ettim. Ama korkarım Bach’ı her zaman Escher’den daha üstün bulacağım.
Akhileus: Bilemeyeceğim. Fakat bir şey kesin ki zevkler ve renkler tartışılmaz. De gustibus non est disputandum.
Tosbağa: Deyiver bana, senin yaşında olmak nasıl bir şey? Senin gibilerin sırtını rahat ettirmek için yer yatağı daha mı iyidir yaylı yataktan?
Akhileus: Olur mu efendim, yaylılar gibisi yoktur.
Tosbağa: Valla benim için bunların hepsi bir…
Akhileus: Ben rahat etmek için keman çalarım efendim, keman; tümden değişik dünyalara götürür insanı.
Tosbağa: Aa, sen lir çalmaz mıydın?
Akhileus: Bakın bu benim eski bir dostumdur. Pek maskaradır, o yapar bu işleri. Oysa ben, üç metre yaklaşsam bir lire kanım çekiliverir doğrusu!

(Aniden, Çağanoz yerden bitiverir, heyecanla sağa sola yalpalayıp hayli takdire şayan bir şekilde morarmış olan gözünü gösterir.)

Çağanoz: Merhabaa! Merhabalaaar! Nasılız? Neler oluyor? Görüyor musunuz bu işi, şu gözümdeki şişi? Yaptı bunu terbiyesiz bir kişi. Peh! Hem de böyle güzel bir günde. Ben öylesine sürtüyordum parkta; Prag’dan yeni gelmiş dev gibi bir herif bana doğru yaklaşmaz mı? Ayı gibiydi maaşallah, siz deyin iki metre, ben diyeyim üç metre, elinde de bir lir, tıngırdatıyor. Ben de yaklaştım bu beye, yukarı uzanıp dizine dokundum, dedim ki, “Affedersiniz beyim, parkımızın huzurunu kaçırdınız Bohemya havalarınızla; Çek-i-Lir mi bu tantana?” Amaning! hiç şakadan anlamazmış meğer, bir afra bir tafra, küt! diye bir geçirdi, tam gözümün üstüne! Serde efendilik olmasa, kıstıracaktım bir tarafını kıskacıma, ama türümün kadim geleneğine uydum, gerisin geriye uzadım o ortamdan. Ne de olsa, bizler geriye doğru gidince, ileriye doğru gideriz. Genlerimize yazılmış bu, ne yapacaksınız, hep döner dururuz böyle. Genler dedim de, hep merak ederim, “Çağanoz mu Gen’den çıkar, Gen mi Çağanoz’dan” diye? Diyeceğim şu ki, “Gen mi Çağanoz’a girdi, Çağanoz mu Gen’e?” Her şeyi döndürürür dururum böyle, ne yapayım. Genlerimize yazılmış bu. Geriye doğru gidince, ileriye doğru gideriz. Ah dertli başım, ah şiş gözüm! Bana artık müsaade—bu güzelim günün tadına varayım. Çağanoz’un hayatı şerefine bir of çekin! TATA! ¡Ole!

(Ve geldiği gibi aniden yok olur.)

Tosbağa: Bak bu benim eski bir dostumdur. Pek maskaradır o, yapar bu işleri. Oysa bence, üç metrelik Çek’in lirine hiç yaklaşmamak daha doğrudur.
Akhileus: Aa, siz lir çalmaz mıydınız?
Tosbağa: Ben rahat etmek için keman çalarım efendim, keman; tümden değişik dünyalara götürür insanı.
Akhileus: Valla benim için bunların hepsi bir…
Tosbağa: Olur mu efendim, yaylılar gibisi yoktur.
Akhileus: Deyiverin bana, sizin yaşınızda olmak nasıl bir şey? Sizin gibilerin sırtını rahat ettirmek için yer yatağı daha mı iyidir yaylı yataktan?
Tosbağa: Bilemeyeceğim. Fakat bir şey kesin ki zevkler ve renkler tartışılmaz. De gustibus non est disputandum.
Akhileus: Bakın burada size hak veremeyeceğim maalesef. Zevk dediniz de, geçen gün nihayet sizin en sevdiğiniz besteci J. S. Bach’ın Çağanoz Kanonu’nu bir konserde dinledim; tek bir konunun hem geriye, hem de ileriye doğru kendi kendisiyle karışmasındaki güzelliği ve zekayı pek takdir ettim. Ama korkarım Escher’i her zaman Bach’tan daha üstün bulacağım.
Tosbağa: Sen de az zevksiz değilsin mirim! Bunların Hollanda’dan gelenleri pek tatsız oluyorlar diye düşünüyorum, sen ne dersin?
Akhileus: Aman efendim, ne münasebet! Bir puro almaz mıydınız?
Tosbağa: Çok sağol azizim. Sayende bu günleri görüyorum.
Akhileus: Eh, sizi de pek iyi gördüm bu günlerde.
Tosbağa: Sahi mi? Sağlık için yürüyüş gibisi yok zaten.
Akhileus: Ne de güzel bir gün yürüyüş yapmak için. Sanıyorum eve doğru uzanacağım ben birazdan.
Tosbağa: Al benden de o kadar.
Akhileus: Ne güzel oldu sizinle rastlaştık böyle.
Tosbağa: Bilmukabele efendim, bilmukabele.
Akhileus: İyi günler, T. Bey.

GEB'ten