8 Ekim 2009 Perşembe

Kaos ve Öğrenen Organizasyon - Barış Safran

Örgüt ve yönetim kuramları, tarihsel süreçte klasik yaklaşımdan neo-klasiğe ve oradan sistem yaklaşımına ve oradan da kaos kuramına ve postmodern yaklaşıma doğru uzanan bir gelişim çizgisi izlemiştir. Kuramların gelişim çizgisi birbirinden kopuk değildir. Ortaya atılan her yeni kuram ya da yaklaşım, bir öncekinin izlerini taşımaktadır. Bu gelişim çizgisini pozitivist paradigmadan, olguculuk sonrası ya da yorumsamacı (hermeneutic) paradigmaya doğru bir gelişim olarak da adlandırabiliriz.

Başlangıçta olgucu paradigma ile şekillenen kuram ya da yaklaşımların son yıllarda yorumsamacı paradigma ile şekillenmeye ya da yorumsamacı paradigmanın daha çok tartışılmaya başlandığını söylemek olasıdır. Kuşkusuz yönetsel eylemlerin ya sadece olgucu ya da sadece yorumsamacı paradigma ile şekillenmesi gerektiğini söylemek doğru değildir. Yönetsel eylemler her iki paradigmadan da yararlanabilirler ve hatta çoğu zaman yararlanmalıdır da.

Yıllarca egemen olan olgucu paradigmanın, günümüz işletmelerinin ve gerek bir disiplin, gerekse örgütsel bir fonksiyon olarak işletme yönetiminin sorunlarını çözebildiğini söylemek artık olası değildir. Bu nedenle, Hermeneutik geleneğinden kaynaklanan yorumsamacı yaklaşımın, örgüt boyutunda ve departmanlar içi, birey ve gruplararası ilişkilerde dikkate alınması gerektiği biçimindeki savı dikkate alınmalıdır. Bu yaklaşım, genelde sosyal bilimler ve özelde onun içinde yer alan işletme yönetimi ve daha da küçük ölçekte çeşitli departmanların yönetimi alanları için daha da anlamlı görünmektedir. Hatta hammaddesi insan olan işletme yönetimi alanı için bizce bu bir gerekliliktir.

Yönetime ilişkin kuramlar incelendiğinde, kuramsal gelişimin, olgucu paradigmadan, yorumsamacı paradigmaya doğrusal olmayan bir yol izlediği görülmektedir. Bu çizginin bir ucunda klasik kuram, diğer ucunda ise Postmodernizm ve Kaos Kuramı yer almaktadır. Her kuram, diğerlerini belli ölçülerde içinde barındırmaktadır. Bu nedenle yönetim kuramlarının seçimine ve örgütsel faaliyet ve davranışlara yansıtılmasına ilişkin bir durumda, tek bir kuramın tercih edilmesi yanlış bir yaklaşım olabilecektir. Ancak, örgütlerin ulaştıkları gelişim düzeyi, büyüklük ve karmaşıklık-çok katmanlılık (komplekslik) özellikleri, yöneticilerin karmaşayı-kaosu yönetmek konusunda yeterli hale getirilmelerini zorunlu kılmaktadır. Örgütlerin kaotik toplumsal birim ve yerler olması, yöneticilere kaosu yönetme becerisini gereksindirmektedir.

Bir örgütün başarılı olabilmesi, birimlerinin doğrusal değil, karmaşık geri bildirim ağlarına sahip olmasına bağlıdır. Geri bildirim (feedback), karmaşık ve çok yönlü (kompleks) davranışları ortaya çıkarabilir, neden ve sonuç arasında direkt bir bağlantının kolay kolay görülememesine neden olabilir. Zaten örgüt çevresi kaosu ortaya çıkarabilecek çeşitli iç ve dış güçlerin konusu olan toplumsal açık sistemlerdir. Eğer yöneticiler bu etkilerle esnek bir şekilde başa çıkamazlarsa, bu etkiler örgütü kontrol edilemez bir kaosa doğru sürükleyebilir. Bu durum, hem program geliştirme ve planlama, hem de yönetim ve liderlik açısından son derece kritik bir önem taşımaktadır. Ayrıca bu durum, örgütlerin asli faaliyetleri olan üretim ve satışın büyük ölçüde gerçekleştiği Üretim/İşlemler Yönetimi ve Pazarlama gibi temel departmanlar için daha da önemlidir. Bu nedenle, tepe yönetimin yanı sıra, özellikle orta kademe yöneticiler, departmanlarını kaotik ortamlar olarak görebilmeli ve karmaşa ile kaosu etkili bir biçimde yönetebilmelidirler.

Örgütler doğrusal olmayan dinamik sistemlerdir. Öğrenme ve düşünme doğrusal olmayan süreçlerdir. Yöneticiler, karışıklık ve çelişkilerin yaratıcılığa oldukça elverişli ortamlar doğurduğunu bilmelidirler. Bir örgütün canlılık ve yaratıcılığını devam ettirebilmesi, yaşam boyu öğrenme, öğrenen örgüt olma, risk alma, dönüşüm ve gelişme yönündeki çabasıyla orantılıdır. Bu nedenle Peter Senge (1993), öğrenen organizasyonların manifestosunu yazdığı Beşinci Disiplin adlı muhteşem eserinin daha başında, “dünya kendi içinde daha birbiriyle bağlantılı hale geldiği ve iş dünyası içinde karmaşık ve dinamik özellikler ağır bastığı sürece, iş ve çalışma (ortamı) daha öğrenmeci olmak durumundadır” demektedir.

Hiç yorum yok: